2. Sayımız

Nükleer patlama, depremler, tusunami derken dünyanın o eski albenisi kalmadı artık. Enerji yumurtlayacağız diye kırk çatladığımız günlerin ne kadar boş olduğunu görmüş olduk. Ya bizimde nükleerimiz olsaydı? Allah korumuş… Elimizde patlardı… Hem o santralleri de şifreleme yöntemi ile birilerinin kucağına teslim ederdik. Alışmış kul olmuştan beterdir. Netice itibariyle güzel ve güneşli günler bizi bekliyor. Hâlâ bir umudumuz var…

İlk sayımız oldukça hızlı tükendi. (Reklam) Bunda içeriğimizin çok üst düzey olmasından ziyade fakir edebiyatı yapmamızın etkisi büyüktür. Okunacak şeylere büyük meblağlar harcamak sakıncalıdır. Hem zaten okunacak şey yazsanız da gelir birileri toplar-toplatır.

Bu sayımızın şairleri: İsmail Şen, Ümit Erdem, Murat Erenler, Alptuğ Topaktaş ve Tuğrulhan Peksert… Öykücümüz ise Murat Çelik… Eleştiri köşemizde Fatih Kalafat Onat Kutlar’ın unutulmaz eseri İshak’ı inceliyor; Kutay Balta ise Güneşli Pazartesiler adlı fi lm üzerine bir yazı kaleme aldı. Orta sayfamızdaysa bir soruşturma yer alıyor. “Bizde Yazar Ne Yer, Ne İçer?” diye sorduk, öykücülerden Aykut Ertuğrul, Güzide Ertürk, Murat Taş ve Yılmaz Yılmaz yanıtladılar. Hüseyin Türkistanî ve Bedia Koçakoğlu bu sayımızın deneme yazarları. Ayrıca iki çeviri eser var bu sayımızda: Nihan Işıker, İranlı şair Granaz Musevi’den bir şiirle; K. Özkan Dağ ise Amerikalı yazar Charlie Fish’den bir öyküyle katkıda bulundular. Arka kapağı ise Musa Aktaş’ın bir resmi ile süsledik, kendisine teşekkür ederiz.

Seçim özel sayısında görüşmek üzere… Esen kalın(ız) ∞

1. Sayımız

İlk sayımızın şairleri: Murat Çelik, Ümit Erdem, Veli Kılıçarslan ve Nazım Güray Yavuz…

Öykü yazarlarımız ise Burcu Akkanlı, Deniz Ülke, Yüksel Y. Hülagü ve Murat Çelik… Eleştiri köşemizde ise Fatih Kalafat, Mark Twain’in Adem İle Havva’nın Güncesi adlı eserini irdeliyor, İnanç Baral da Black Swan adlı film üzerine bir yazı kaleme aldı… Çevirmenimiz K. Özkan Dağ… Özkan, Edgar Allan Poe’dan bir şiir, Saki’den de bir öykü ile katkıda bulundu. Ayrıca arka kapak resmimizi yapan Halil İbrahim Özer’e de

teşekkürü bir borç biliriz.